<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Chat &#187; Bizden Biri</title>
	<atom:link href="http://bizimchat.com/cat/icimizden-birileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bizimchat.com</link>
	<description>Chat - Sohbet</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 11:54:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Merve boluğur biyografi , merve boluğur vikipedi</title>
		<link>http://bizimchat.com/merve-bolugur-biyografi-merve-bolugur-vikipedi.php</link>
		<comments>http://bizimchat.com/merve-bolugur-biyografi-merve-bolugur-vikipedi.php#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 17:45:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Chat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizden Biri]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur boyu]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur boyu kaç]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur doğum günü]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur doğum tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur fan]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Boluğur foto]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur kaç kilo]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur özgeçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Boluğur resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur seksi resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur sevdikleri]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur sıcak foto]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur sıcak resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur vikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[merve boluğur wikipedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizimchat.com/?p=2600</guid>
		<description><![CDATA[Merve boluğur biyografi , merve boluğur vikipedi Mesleği: Sinema Sanatçısı &#038; Dizi Oyuncusu Doğum Yeri: İstanbul, Türkiye Doğum Tarihi: 16 Eylül 1987 Merve Boluğur, İstanbul&#8217;da doğdu. Merve, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü&#8217;nde eğitim gördü. Merve, Daha önce birkaç filmde rol aldı, reklam filmlerinde oynadı. 2006-2007 yıllarında yayınlanan televizyon dizisi Acemi Cadı&#8217;da başrol oynadı, dizide [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merve boluğur biyografi , merve boluğur vikipedi</strong></p>
<p><img alt="" src="http://img205.imageshack.us/img205/4071/resizeduu9.jpg" class="alignright" width="259" height="489" /><em>Mesleği: Sinema Sanatçısı &#038; Dizi Oyuncusu<br />
Doğum Yeri: İstanbul, Türkiye<br />
Doğum Tarihi: 16 Eylül 1987</p>
<p>Merve Boluğur,  İstanbul&#8217;da doğdu. Merve, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü&#8217;nde eğitim gördü.<br />
Merve, Daha önce birkaç filmde rol aldı, reklam filmlerinde oynadı. 2006-2007 yıllarında yayınlanan televizyon dizisi Acemi Cadı&#8217;da başrol oynadı, dizide Ayşegül adlı bir cadıyı canlandırdı ve TRT´de yayınlanan Aşk Yeniden adlı dizide Eylül adında bir kızı canlandırdı.</p>
<p>Merve&#8217;nin en Seviği Yemek, Patates Kızartması ve Salata&#8230;</p>
<p>İşte Merve Boluğur&#8217;u anlatan birkaç satır: &#8220;Merve Boluğur, hedeflerine yavaş yavaş ve emin adımlarla ilerlemek istiyor. O&#8217;nu ilk reklam filmleriyle tanıdık sevdik, daha sonra sinema filmleri ve sonra herkesin ilgiyle izlediği Acemi Cadı ile karşımıza geldi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi&#8217;nde oyunculuk eğitimi alan Merve Boluğur,şimdilerde TRT&#8217;de yayımlanan, başrollerini Türkan Şoray ve Cihan Ünal&#8217;ın oynadığı dizide çiftin kızını oynuyor. Hedeflerinden biri,sunuculuk ve spikerlik olan Boluğur, ileride özellikle moda programı sunmak istiyor. Bu hedefine ulaşmak için doğru tekliflerin gelmesini bekliyor. Güler yüzlü olmasını,dramada oynamasına engel olmadığını düşünüyor. &#8216;Acemi Cadı&#8217;dizisi bittikten sonra dinlenmeyi düşünen genç oyuncu Türkan Şoray ve Cihan Ünal isimlerini duyduktan sonra ara vermekten vazgeçip &#8216;Aşk Yeniden&#8217; dizisinde rol almayı istemiş. Oynadığı rollerin üstüne yapışmayacağını düşünüyor.</em><br />
<center><img src="http://www.haberhit.com/img/upload/363763e5c3dc3a68b399058c34aecf2c_1.jpg" alt="" /><img src="http://www.haberhit.com/img/upload/363763e5c3dc3a68b399058c34aecf2c_4.jpg" alt="" /><img src="http://www.haberhit.com/img/upload/363763e5c3dc3a68b399058c34aecf2c_9.jpg" alt="" /><img src="http://www.haberhit.com/img/upload/363763e5c3dc3a68b399058c34aecf2c_23.jpg" alt="" /><img src="http://www.haberhit.com/img/upload/363763e5c3dc3a68b399058c34aecf2c_11.jpg" alt="" /><a target="_blank" href="http://www.bizimchat.com/chat-odalari"><img src="http://www.bizimchat.com/images/bizimchat11.gif" border="0"/></a></center><br />
<center><a target="_blank" href="http://www.bizimchat.com/bizimscript.exe"><img src="http://www.bizimchat.com/images/kameralichat5.jpg" border="0"/></a></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bizimchat.com/merve-bolugur-biyografi-merve-bolugur-vikipedi.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Akif Ersoy (1873 &#8211; 1936)</title>
		<link>http://bizimchat.com/mehmet-akif-ersoy.php</link>
		<comments>http://bizimchat.com/mehmet-akif-ersoy.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Sep 2010 19:07:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Chat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizden Biri]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marşı şairi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy (1873 - 1936)]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy hayatı ingilizce çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy istiklal marşı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy wikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoyun hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizimchat.com/?p=2215</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy&#8217;un Hayatı (1873 &#8211; 1936) İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehmet Akif Ersoy&#8217;un Hayatı (1873 &#8211; 1936)</strong></p>
<p>İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan <strong>Mehmet Akif</strong> 1873 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.</p>
<p>Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan&#8217;da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif&#8217;in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.</p>
<p>Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn&#8217;da edebiyat dersleri vermiştir.</p>
<p>1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.</p>
<p>Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908&#8242;de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm&#8217;de yayınlanır.</p>
<p>1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı&#8217;nı yazdı. Meclis 12 Martta bu marşı kabul etti.</p>
<p>1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur&#8217;ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu, fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan&#8217;a gitti. Ağustos 1936&#8242;da Antakya&#8217;ya geldi. Mısır&#8217;a hasta olarak döndü.</p>
<p>Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul&#8217;a geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığındadır.</p>
<p>Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl Marşı şâiri olması bakımından da &#8220;Millî Şâir&#8221; ismini almıştır.</p>
<p><strong>Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur</strong>:</p>
<p>1.Kitap: Safahat (1911)</p>
<p>2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)</p>
<p>3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)</p>
<p>4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)</p>
<p>5. Kitap: Hatıralar (1917)</p>
<p>6. Kitap: Asım (1924)</p>
<p>7. Kitap: Gölgeler (1933).</p>
<p><strong>English</strong>:</p>
<p>Akif not satisfied with what they learn in school, it is important to complete the collection by self-taught, he worked to expand the information. After starting his career as a teacher in life and continued to write poetry and literary works sâhasındaki. Access to the world but its publications of the Second Constitutional îlânıyla more starts in 1908. Since this târihten Sırât-i Müstakîm&#8217;de published poems. Târihinde Burdur 1920 as deputy to the First Grand National Assembly was elected. The National Anthem was written on February 17, 1921. This anthem was adopted in parliament March 12. Since 1926, the Egyptian University, taught in Turkish. Döndükce of course also be busy with the Glorious Qur&#8217;an was translated, but it was kept during cirrhosis. Initially did not understand the importance of the disease and was thought to be the weather change. He went to Lebanon. August 1936, came to Antioch. Returned to Egypt as a patient. Disease has ruin him, had left a bag of bones. Arrived in Istanbul. Was in the hospital, was treated.National Anthem of the poet. Mehmet Akif Mehmet Ragif real name is was born in Istanbul in 1873. Eminem&#8217;s mother Mrs sheriff, his father Tahir Efendi is clean. Emir Bukhari School District first began to collect. After primary and secondary education continued Mülkiye School. Upon his father&#8217;s death and burning their homes to stop Mülkiye the Veterinary School has graduated with honors. Throughout the life out of an interest in foreign language courses were charged. He learned French and Farsi. She took lessons in Arabic from his father. Nezâretinde Agriculture veterinarian took the task. Three or four years, Rumeli, Asia Minor and Arabia has traveled a lot for infectious animal diseases tedâvisi. During this period found in contact with the public. Âkif&#8217;in started his career life in 1893 and served until 1913 târihine. Incumbency by the Agricultural School and has taught literature Dârulfünûn&#8217;da. Tophane-i Amire treasurer in the year 1893 AD Ismet Hanim sure she married the brain. Akif not satisfied with what they learn in school, it is important to complete the collection by self-taught, he worked to expand the information.Was in the hospital, was treated. But the disease could not be avoided. Târihinde died December 27, 1936. Graves in the cemetery Edirnekapi. Mehmed Akif dînini nation and loving, compassionate towards people with a mood, the excitement of the fluctuating nature poet, a famous author of the literary aspects of Turkish şâiridir precious poetry. National Anthem of the poet in terms of being the &#8220;<strong>National Poet</strong>&#8221; name was. The poet&#8217;s greatest works Safahat generally under the name<br />
<img alt="" src="http://img690.imageshack.us/img690/9938/mehmetakifsiir.jpg" class="aligncenter" width="600" height="450" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bizimchat.com/mehmet-akif-ersoy.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sunay Akın</title>
		<link>http://bizimchat.com/sunay-akin.php</link>
		<comments>http://bizimchat.com/sunay-akin.php#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 10:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Chat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizden Biri]]></category>
		<category><![CDATA[suna akın yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın şiirleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizimchat.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Trabzon&#8217;da doğdu. Lise öğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. İlk şiirleri 1984 yılında dergilerde yayınlanmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989′ da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.antoloji.com/siir/sair/rs/30/130_b_8503.jpg" alt="sunay akın" /></p>
<p><strong>Trabzon&#8217;da doğdu. Lise öğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. İlk şiirleri 1984 yılında dergilerde yayınlanmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989′ da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı.</p>
<p>1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü Makiler şiiri ile kazandı. Buluşlara dayanan, genellikle kısa şiirlerinde, Orhan Veli şiirindeki bir özelliğin günümüzde sürdürümcüsüdür. Bu tür şiire pek de özgü olmayan, yumuşak, lirik bir ses tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya’nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.</p>
<p>23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, hayali olan İstanbul Oyuncak Müzesi’ni Göztepe, İstanbul’da tarihi dört katlı bir konakta açtı.</p>
<p>Sunay Akın ilk şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun kızına yazar. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar. Mahsusçuktan! … Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra “Bir Şairdir Artık”, çocukluğunun geçtiği Trabzon’a gittiğinde sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri “Hava Muhalefeti” nedeniyle kayıptır.</p>
<p>ESERLERİ<br />
Tuncay Terzihanesi (2007)<br />
Kule Canbazı (2004)<br />
Kırdığımız Oyuncaklar (2003)<br />
Onlar Hep Oradaydı (2002)<br />
İstanbul&#8217;da Bir Zürafa (2001)<br />
Önce Çocuklar ve Kadınlar (2000)<br />
Ayçöreği ve Denizyıldızı (2000)<br />
62 Tavşanı (2000)<br />
Kız Kulesi&#8217;ndeki Kızılderili (2000)<br />
Antik Acılar (1999)<br />
Makiler (1999)<br />
İstanbul&#8217;un Nazım Planı&#8230; (1999)<br />
Kaza Süsü (1997)<br />
Kırılan Canlar (1997)<br />
Veşaire&#8230;Veşaire (1994)<br />
Antik Acılar (1995)<br />
Kaza Süsü (1996)<br />
Makiler (1996)<br />
Şairler Matinesi (1993)<br />
Şiir Cumhuriyeti (1993) &#8211; Safa Fersal ile birlikte<br />
Küçük Asker&#8230;Küçük Asker&#8230; (1995)<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bizimchat.com/sunay-akin.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yunus Emre (1238 &#8211; 1320)</title>
		<link>http://bizimchat.com/yunus-emre-1238-1320.php</link>
		<comments>http://bizimchat.com/yunus-emre-1238-1320.php#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 17:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Chat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bizden Biri]]></category>
		<category><![CDATA[halk ozanı]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizimchat.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[HAYATI Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu&#8217;ya Doğu&#8217;dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir&#8217;de öldüğü söylenir. Batı Anadolu&#8217;nun birkaç yöresinde &#8216;Yunus Emre&#8217; adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden &#8216;makam&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAYATI</strong><br />
  Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu&#8217;ya Doğu&#8217;dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir.</p>
<p>1320 dolaylarında Eskişehir&#8217;de öldüğü söylenir. Batı Anadolu&#8217;nun birkaç yöresinde &#8216;Yunus Emre&#8217; adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden &#8216;makam&#8217; adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu&#8217;da &#8216;Yunus Emre&#8217; adını taşıyan ve Yunus Emre&#8217;den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Gene Yunus Emre adını taşıyan ve başka şairlerin elinden çıktığı ileri sürülen 310 şiir daha derlenmiştir. Onun dil, şiir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen Divan&#8217;daki şiirleri nedeniyledir.</p>
<p>Yunus Emre&#8217;nin şiirinde, edebiyat tarihi bakımından, dil, düşünce, duygu ve yaratıcılık gibi dört önemli sorun sergilenir. Bu sorunlar bir görüş ve inanış bütünlüğü içinde ele alınır, insan konusunda odaklaştırılır. Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçakgönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır. O, bu kavramları, şiirinin bütünlüğü içinde temel öğe olarak sergilemiştir.</p>
<p>İnsan bir &#8216;sevgi varlığı&#8217;dır, tin ile gövde gibi iki ayrı tözden kurulmuştur. Tin tanrısaldır, ölümsüzdür, gövdede kaldığı sürece geldiği özün ve yüce kaynağa, tanrısal evrene dönme özlemi içindedir. Gövde dağılır, kendini kuran öğelere ayrılır. İçinde insanın da bulunduğu tüm varlık evreni toprak, su, ateş ve yel gibi dört ilkeden kurulmuştur. Bu dört ilke yaratılmıştır, yaratıcı da Tanrı&#8217;dır. Tanrı, bu dört ilkeyi yarattıktan sonra, ayrı ayrı oranlarda birleştirerek varlık türlerinin oluşmasını sağlamıştır. İnsan sevgi yoluyla Tanrı&#8217;ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, tinin tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı&#8217;yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir.</p>
<p>Gerçekte insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı&#8217;dır, türlülük bir &#8216;görünüş&#8217;tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır. Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik tanrısal tözün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal tözün nesnel varlıklarda bulunması bir &#8216;yansıma&#8217; niteliğindedir, çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca &#8216;oluş&#8217; gerçekleşir.</p>
<p>Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir. Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin ereği yüce Tanrı&#8217;ya ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan kendini seven Tanrı&#8217;yı, Tanrı&#8217;yı seven kendini sever. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar.</p>
<p>Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar aracı olmadığından seven karşılık beklemez. Dost kişi gerçek seven kimsedir (âşık) . Dost başka bir anlamda da Tanrı&#8217;dır, kişinin gönlünde ışıyan tözdür.</p>
<p>Yunus Emre&#8217;de yaşamak tanrısal tözün bir yansıması olan evrende sevinç duymaktır. Çünkü, bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi tanrısal tözden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar. Yunus Emre&#8217;nin dilinde bilge kişinin adı &#8216;eren&#8217;dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur.</p>
<p>Evreni bir tanrısal görünüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eli açıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur.</p>
<p>Ölüm tinin gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm tinle gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, tinin ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü, bütün varlık türleri tanrısal tözün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir. Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır.</p>
<p>Yunus Emre&#8217;nin şiirinde Yeni-Platonculuk&#8217;tan kaynaklanan Tasavvuf öğretisinin bütün sorunları bulunur. Bunlara yeni bir çözüm getirmez, Yeni-Platonculuk&#8217;un yöntemine dayanarak yorumlar ileri sürer. Bu nedenle onun şiiri Yeni-Platonculuk&#8217;un Türkçe açıklanışıdır.</p>
<p>Yunus Emre&#8217;nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu&#8217;da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın, kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçe&#8217;nin ses yapısına uymayan &#8216;aruz&#8217; olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçe&#8217;nin ses yapısına uygun biçimde dile getirir, şiirinde duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.</p>
<p>Yer yer yalın halk söyleyişine yaklaşan dilinde anlam-uyum bağlantısı bütüncül bir içerik taşır. Ona göre önemli olan bir sözü etkili biçimde söylemektir. Bu nedenle sözün boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır, konuşan Tanrı durumundadır. Yunus Emre&#8217;de Türkçe, şiir dili olma yanında, düşünceyi içeren, açıklayan bir odak özelliği kazanmıştır.</p>
<p>  <strong>ESERLERİ</strong><br />
Divan, (ö.s) , 1943; Risaletü&#8217;n-Nushiye, (ö.s) , 1965, (&#8216;Öğüt Kitapçığı&#8217;)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bizimchat.com/yunus-emre-1238-1320.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

